Arsiv Mayıs, 2007

:.. Orta OkuLdaN AşK MekTupları :) ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

Sevgili Sevgilim ;

nerden Baslıyacaqımı Bilmiyorum daha dogru baslamaya sunacak kanıtım yok… Bu mektubu okuduqunda Ben cok uzaklardada olmıcam ama utancımdan bir süre görünmemeyi düşünüyorum. .. özür dilerim Ben edebiyat dersini sekerleme saati olarak gören biri olduqumdan mektubuda beceremem… ama Napim senin karsına cıkmadan yapabilceqim tek cıkar yol buydu… arastırmadım sanma günlerce yalvardım o senin sarısın arkadasın varya bi e - mail icin az tostumu gazoz umu icmedi haniii… Ama sonuc kullanılmayan bir e mail… neyse konu dagıldı.. Ben seni ilk gördüqüm günden beri hep seni düşünüyorum herseyinle seni yanlıs anlama Kişiliqini… Zamansız yerlerde aklıma takılıosun… Kalbim yerinden fırlıcak gibi …. kalp ti işte hassdiya Sayfa eksik…. anlıcan seni Cok seviyorum sabahları o yüzdendir saatte 60 km le giden servisinle yarısmam o yüzdendir dakka bası yanındakine bişiler sormam o yüzdendir hic sevmediqim almanca sınıfına yazılmam ve o yüzdendir sana günaydın demek icin Okul kapısının biblosu olmam…

Nedendir bilmiyorum beni ne cekti bilmiyorum Gözlerin yüzün gülüsün… Gecen pazartesi giydiqin dekolte aman …. konusman yürümen hersey olabilir

ama Sunu sölim cok ama cok Ho$afıma gidiyosun..Sana cıkma teklif edicim ama nasıl yapılır bilmiyorum… ehiii benle cıkarmısın desem komik diye cıkarmısın yada O cok sevdiqin Justin gibi sacımı 5 numara yaptırsam aa güzel olmus dermisin ?

Kafayı yedi diyosun biliyorum ama yemedim matematik dersinden beri benden cok soquksun ama gercekden ben o Yavrumu mehmete sölemistim…

Seni köpek gibi seviyorum eger bu yazdıqımı okuduysan gayet ciddi olduqumu anlamıssındır.. Gerci yazdıklarımı Buraya kadar mektubu ucak yapmip okumussan bu bile bana yeter…

Benimle cık ne olur… Sensiz olmaz bak sınıfta kalırım benle cıkmassan… bak eger cıkmassan Cantanı tenefuste karıstırıp bulduklarımı anlatırım ya shey yani yere düşmüş… Kopya cekiyo diye adını cıkartırım bak en sevdiqin kazaqını askıdayken vişne suyu dökerim bak….

Benle cıkkk ben seni cok ama cok seviyorum.. Sen yoksan ben Ölürüm ölürüm ölürüm…. walla bunu mehmet yazdı ….

Senden Cok ama Cok ho$la$ıyorum
Cevabını bekliyorum Güzel kız
Ama ne olur cevabın Olumlu Olsun

Cool’un kölen olimmm

:.. KomiK Mesajlar ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

Komik Mesajlar

- Ilk seferde kazamazsan, suçu amirlerine at, ikinci seferde kazamazsan hile yap, üçüncü seferde kazanamazsan vazgeç, salakligin alemi yok.
- Sen hic sahanda yumurta yedin mi? Evet….Peki deplasmanda yedin mi?
- Cok iyi halk oyunlari oynayan bir kazana ne deriz?…Iyi oynayan kazansin!..
- Kendini mutlu hissediyorsan, bir yerde yine bir salaklik yaptin ve farkinda degilsin demektir.
- Dokuz parmaginda dokuz marifet var.Bir parmagiyla hep burnunu karistiriyor
- Mütevazi olun.Ben mükemmelligimi buna borçluyum
- Sayin abone… Aradiginiz istikamete dogru bütün hatlar doludur. Lütfen baska istikamete dogru telefon ediniz
- Herkes saçiyla oynarken, o favorisiyle oynuyordu. O bir radiKEL
- YAZILIDAN SIFIR ALDIM AMA ÖNEMLI OLAN KATILMAKTI….
- Kadin hakki diye birsey olmaz. Hakki erkek ismi… :-) - Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya babasiyim!
- Hayatta hiç bir seyi tamamlayamadim ama bu se…
- … … ameliyat olun, içiniz açilir…
- Ilahi Azrail sen adami öldürürsün
- Yazilidan sifir aldim ama önemli olan katilmakti.
- Iki tür insan vardir: “Iki tür insan vardir.” diyenler ve demeyenler.
- Insanlar üçe ayrilir: Saymasini bilenler, Saymasini bilmeyenler
- 1959 yilinda içilen kahvelerin hatiri dolmustur, duyurulur!
- Yasamaya ayri, yürütmeye ayri zaman mi ? Ben darbe kullaniyorum. Yikiyorum. Çikiyorum.
- Bilmemek ayip degil, Yeter ki çaktirma…
- Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar.
- Size yapilmasini istemediginiz bir seyi baskasina yapin. Çok zevkli oluyor…
- Abi beni niye anlamiyon. Sende idrak yollari enfeksiyonu mu var?
- Ölüm korkusu sürekli degil mezarda biten geçici bir duygu
- Siddete karsi savas açin! Siddet yanlilarini kursunlayin
- Ayda 200 milyon kazanmak ister misiniz?… O zaman aya gidin.
- Besbinkere söyledim abartmayi birak
- Son gülen sen olacaksin, çünkü geç anliyorsun.
- Eger turist sezonundaysak neden onlari avlayamiyoruz?
- Bir seyleri hatirlayamama ihtimaliniz seye baglidir, seye, hmmmm, kahretsin!
- Bu tüp bebek hatali; Hep gaz kaçiriyor…
- Yes abicim, Türkçe egitime benden de okey!!!
- Bir fil elektrik direginden daha yüksege ziplayabilir mi? Elektrik diregi ziplayamaz ki!..
- Selam, ben Aydan Sener - Hadi yaa… Ben de Dünyadan Neil Armstrong
- Çocugun biri birgün kafasini islatmadan sampuanlamaya baslamis. Annesi de: -Olum hiç saç islatilmadan sampuanlanir mi? deyince çocuk: Ama anne bu sampuanda “kuru saçlar için” yaziyor!!!
- Temel, Fransa’ya gitmis. Tabelada Fransa yaziyomus!! Oda “AAA! Burayi da mi Sabanci aldi?” demis!
- Adamin biri birgün eczaneye sinek ilaci almaya gitmis ve eczaci ona “Sineginizin nesi var acaba?” demis.
- Ege bir yunan gölü deeldir. -Ege bir Turk gölü de deeldir. -Binanaleyhh Ege bir göl deeldir.. (Kim söölemis bunu acaba)
- Iki adam muhabbet yapiyormus. Ne muhabbeti demisler, geyik muhabbeti demisler. e geyigNi demisler, Ren geyigi demisler. Ne reni demisler, el fRENi demisler. Ne eli demisler, hanimeli demisler. Ne hanimi demisler, ev hanimi demisler. Ne evi demisler, dag evi demisler. Ne dagi demisler, Agri Dagi demisler. Ne agrisi demisler, bas agrisi demisler. Ne basi demisler, kusbasi demisler. Ne kusu demisler, muhabbet kusu demisler. Ne muhabbeti demisler GEYIK muhabbeti demisler. Ne geyigi demisler…(BAŞA DÖNÜYOR!!!)
- Eger dünya delikanli olsaydi yuvarlak olmazdi
- Gençligim aci veriyordu ameliyatla aldirdim
- Ey yükselen yeni nesil… in ulan asagi

:.. Sağlıklı Beslenme ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

Vücudumuz biyolojik bir fabrika gibidir. Çalışabilmesi için bazı maddelere gereksinim duyar. Bu maddelere besin maddeleri diyoruz.
Vücudumuz aldığımız besinleri bir takım kimyasal işlemlere tabi tutarak enerji elde eder, yeni hücrelerin yapını sağlar, diğer hücrelerin canlılığını korur. Kısacası beslenme, vücudun gereksinimlerini sağlamak amacı ile yapılan bir işlevdir. Beslenmede amaç vücudun isteklerini yeteri kadar sağlamak ve vücuttaki dengeleri korumaktır.

Temel besin maddeleri, yağlar, şekerler ve proteinlerdir. Şekerler, genelde hazır enerji kaynaklarıdır. Yağlar, hem çok yüksek enerji içerirler hemde hücre yapılarında yerlerini alırlar. Proteinler ise yapı malzemeleridir. Yağlar, şekerler ve proteinler aynı zamanda değişik bağ yapıları ile birleşerek hayati molekülleri oluştururlar.

Dengeli beslenmede amaç, vücudun besin gereğinin kişiye göre tam olarak alınmasıdır . Herkesin bir yaşam tarzı ve yaşama ortamı vardır, buna göre besinsel gereksinimleri değişiklik gösterir.

Vücudun en temel gereksinimi enerjidir. Vücudun, yaz kış sıcaklığını 37.5 C de korunması büyük bir enerjiye gerek duyar. Vücudumuzdaki bütün organlar da çalışmaları için enerjiye gereksinim duyarlar. Kalbin kasılması ve kan pompalaması, akciğerlerin hava alabilmek için genişlemesi için hep enerji gerekir. Tüm besin maddeleri belli bir enerji değeri taşırlar. Ağır işlerde çalışanların daha çok enerjiye ihtiyaçları vardır. Gelişme ve büyüme dönemleride enerjinin çok gerektiği dönemlerdir. Yaşlılıkta veya oturarak ofis işi yapanlarda enerji gereksinimi diğer kişilere göre daha azdır. Eğer gereğinden fazla enerji besinlerle alınırsa, vücut bu enerjiyi daha sonra kullanmak amacı ile yağa çevirir ve yağ depolarında saklar. Herkesin yağ deposu vardır, miktarı kişiden kişiye değişir. Yağ dokular arttıkça vücudun ağrlığı artmaya başlar, gereksiz yere fazla kilolar taşınmak zorunda kalır. Ayrıca yağ depoları bu kadar arttıran , fazla kalori alınması beslenme dengesininde bozuk olduğunun en güzel göstergesidir.

Sağlıklı bir beslenme, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı olması ile sağlanır. Beslenme asla bir sıkıntıdan kurtulma yöntemi değildir. Sıkıntılar ve stressler daha fazla yememize neden olurlar.

Sağlıklı bir beslenme planı yapabilmek için öncelikle ne kadar kaloriye ihtiyaç olduğunu ortaya koymak gereklidir. Daha sonra bu kalori gereksinimi, temel besin maddelerinden belirli oranlarda alınmalıdır. Yağlar, şekerler ve proteinlerin oranları yine kişinin yaptığı işe, yaşına, yaşadığı topluma, iklime ve daha bir çok faktöre göre düzenlenmelidir. Eğer genel olarak bakarsak beslenmede proteinler % 15 - 20, yağlar % 25 - 30 ve karbonhidratlar (şekerler) % 55 - 65 oranlarında yer almalıdır.

Sağlıklı beslenmede bir diğer konu da besinlerin alınma zamanlarıdır. Bütün gereksinimin bir kerede alınması sorunlara neden olur. Son zamanlarda 3 öğün beslenme yerine 5 - 6 küçük öğünle beslenmenin daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir. Toplam kalori küçük öğünlerle alınır. Gün boyu enerji gereksinimi fazla olduğundan, daha çok enerji sağlıyan besin maddelerini günün erken saatlerinde alınması gereklidir. Gece boyu vücudun kendisini tamir ettiği bir dönemdir, akşam saatlerinde daha az besin alarak sindirim sistemininde dinlenmesini ve kendini onarması için zaman vermelidir.

Sağlıklı beslenme bir bilimdir. Burda yazılanlar, genel bir bakış oluşturmak amacı ile verilmiştir. Eğer kilo sorunlarınız oluyor ise ve bunlardan kurtulmak istiyorsanız, herşeyden önce beslenme rejiminizin yanlış olduğunu ve mutlaka sağlıklı bir beslenme rejimine geçmeniz gerektiğini düşünmelisiniz. Size bu konuda diyet ve beslenme uzmanları yardım edeceklerdir.

Unutmayınız beslenme şeklinize belirli bir süre ara vermek ve rejim yaparak gerçek anlamda kilo veremezsiniz veya alamzsınız. Rejim süresi sonrasında eski sağlıksız beslenme rejiminize döndüğünüzde kısa zamanda kaybettiğiniz kilolar geri gelecektir

Sağlıklı bir beslenme, sağlıklı besinlerin doğru miktarlarda alınması ile sağlanır.

:.. Gezegenler | Gezegenler Hakkında Bilgi ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

Gezegen ve Gezegenler hakkında Bilgi:

Bir yıldızın etrafında dolanan ve kendisi yıldız olmayan doğal gök cisimlerine gezegen adı verilir. Dar anlamıyla, Güneş Sistemi içinde, Güneş’in doğrudan uydusu olan ve Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından bu tanıma uygun bulunmuş 8 gök cismini belirlemede kullanılır. Güneş Sistemi’nde, resmi olarak kabul edilen ’sekiz gezegen’den başka, bu cisimlerle boyut, yörünge ve fiziksel özellikler açısından aynı gruba konabilecek yeni gök cisimlerinin keşfedilmesi, bir yandan da başka yıldızların etrafında da Güneş Sistemi gezegenlerine benzer gök cisimlerinin dolandığının saptanması, ‘gezegen’ tanımının sınırlarının bulanıklaşmasına neden olmuştur.

Uluslararası Gökbilim Birliği’nin (IAU), 1919 yılından bu yana kabul ettiği Güneş Sistemi’nin 8 gezegeni, güneşe yakınlık sıralarına göre şunlardır:

1. Merkür,
2. Venüs,
3. Dünya,
4. Mars,
5. Jüpiter,
6. Satürn,
7. Uranüs,
8. Neptün
Bu 8 gezegenin dışında daha önce gezegen olarak tanımlanan Plüton IAU’nun yeni tanımlamasına göre Cüce Gezegen olarak kabul edilmektedir.

Güneş Sistemi dışındaki gezegenler
1995 yılında Michel Mayor ve Didier Queloz tarafından 51 Pegasi adlı yıldızın çevresinde dönen bir gök cismi keşfedildiğinde, bu cismin ‘gezegen’ olarak tanımlanması uygun görüldü. 1995-2005 yılları arasında yapılan gözlemlerle, 100′ü aşkın değişik yıldız çevresinde dolanan 150′den fazla gezegen bulundu. Güneş Sistemi gezegenleri ile karıştırılmaması için bu cisimlere ‘Güneş dışı gezegenler’ veya Güneş Sistemi dışı gezegenler adı verilmektedir. Yine karışıklığı önlemek amacıyla, bu tür gezegenlerin yıldızları ile birlikte oluşturdukları sistemlere genel olarak gezegen sistemi ya da ‘yıldız sistemi’ adı verilmektedir. ‘Güneş Sistemi’ adı ise, yalnızca özel ad olarak Güneş ve uydularının oluşturduğu gezegen sistemini tanımlamada kullanılır. ek olarak 1996 yılında amerikalı uzay bilimcisi arthur frank elbourn ‘un yapmış olduğu bir takım araştırmalar uzay hakkında daha da fazla bilgi almamızı sağlamıştır. arthur frank elbourn un yapmış olduğu çalışmlarda 10 olan gezegen sayısı aslında 12 gezegen vardi. goono ve afelbourn ismi verdiği iki gezegen daha keşfetti. nasa tarafından doğrulanan bu gezegenler fazla medyaya duyurulmadı.

Tarih boyunca gezegen kavramı
Elimize ulaşan tarihsel kayıtlar incelendiğinde, Türkçe’nin genç sözcüklerinden olan ‘gezegen’in diğer dillerde uzun süredir var olan karşılıklarının, gökyüzünde yıldızların alışılmış hareketlerinden farklı davranışları ile dikkati çeken ‘aykırı’ yıldızlar için kullanıldığı görülür. Batı dillerinde gezegen kavramı Eski Yunan’da ‘başıboş dolaşan’ anlamında kullanılan planitis (πλανήτης) sözcüğünden türetilmiş sözcüklerle ifade edilmektedir. Yakın tarihe kadar Türkçe’de kullanılan Arapça kökenli seyyare sözcüğü de benzer anlam taşımaktadır. Türkçe gezegen sözcüğü de, bu yıldızların gökyüzünde diğer sabit yıldızların arasında ‘gezinmelerinden’ esinlenilerek türetilmiştir.

17.ci yüzyıla dek bilinen beş gezegen (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn), insan kültürü ile tarih boyunca içiçe olmuş, çeşitli kültürlerde tanrılarla bağdaştırılarak mitolojinin, klasik elementlerle bağdaştırılarak felsefenin ve astrolojinin önemli bir parçasını oluşturmuşlardır. 17.ci yüzyılda Kopernik’in o güne dek yaygın olan yermerkezli görüşü sarsan kozmolojik devrimi ile güneşmerkezli evren anlayışının ağırlık kazanması sonucunda dünyanın da bir gezegen olduğu kabul edilmiş, böylece gezegen kavramı ‘gökte başıboş dolaşan yıldız’dan günümüzdeki gökbilimsel anlamına oturmuştur.

18.ci yüzyılda keşfedilen Uranüs gezegenler listesine yedinci sırayla kolaylıkla eklenirken, 1801 ve 1802′de Güneş Sistemi’nin Ceres ve Pallas adlarını alan iki yeni üyesi bulunduğunda, küçüklükleri nedeniyle gezegen sayılmayarak Sir William Herschel’in verdiği asteroit tanımı içine alındılar. İzleyen yıllarda keşfedilen benzer niteliklerde yeni küçük gök cisimleri de bu kategoriye eklendiler. Böylece Titius-Bode yasasının öngördüğü şekilde Mars ile Jüpiter yörüngeleri arasında bir başka gezegen bulunması gerektiği sorunu çözümlenmiş oldu. Ancak bu kez Uranüs yörüngesindeki tedirginliklerden sorumlu yeni bir gezegen arayışı başladı. Bu sorunun yanıtını da 1846 yılında bulunan ve sekizinci gezegen olarak benimsenen Neptün getirdi. Güneş Sistemi içinde gözlenen tüm tedirginliklerin henüz keşfedilmemiş bir ‘bilinmeyen gezegen’ ile açıklanabileceği yaklaşımının bu şekilde meyvasını vermesi, ‘gezegen avcılarını’ cesaretlendirerek dokuzuncu gezegenin aranmasına başlandı. Ancak, giderek daha güçlü teleskopların yapılması, gökyüzünü inceleyen insan ve kuruluş sayısının artması, 19.yüzyıl sonunda astrofotografi tekniğinin ortaya çıkması gibi gelişmeler sayesinde önemsiz sayılacak gökcisimlerinin saptanabilir hale gelmesine ve yeni bulunan asteroit sayısının bini aşmasına karşın, 1930′da Plüton bulunduğunda neredeyse yüz yıl geçmişti. Bu uzun bekleyiş, Plüton’a dokuzuncu gezegen olma onurunu kazandırırken, açıklamasını da birlikte getiriyordu: yeni gezegen o ana dek bilinen en küçük gezegen Merkür’ün yarısından daha küçük çapta ve otuzda biri kütlesinde, aralarında Ay’ın da bulunduğu birçok gezegen uydusundan daha küçük, üstelik alışılmadık bir yörüngede idi. Bütün bunlara karşın, en büyük asteroit Ceres’ten daha büyük olan ve Güneş çevresinde dönen dokuzuncu büyük gök cismi olan Plüton’un dokuzuncu gezegen sıfatı 20. yüzyıl sonlarına kadar tartışma konusu olmadı.

Hollandalı gökbilimci Kuiper tarafından kuramsal olarak ortaya atılan ve bugün Kuiper kuşağı olarak bilinen bölge, Güneş’ten 30-50 A.Ü (astronomi ünitesi-gökbilim birimi) yani yaklaşık 4,5-7,5 milyar km. uzaklıktaki alanı kaplar ve Güneş çevresinde dönen çok sayıda küçük gök cisminin bu aralıkta yer aldıklarına 1950′lerden bu yana inanılmaktadır. 1992 yılında, o ana dek Kuiper kuşağının bilinen tek üyesi Plüton gezegeni iken, (15760) 1992 QB1 geçici adıyla tanınan ‘ilk Kuiper kuşağı cismi’nin bulunması ve bunu kısa sürede çok sayıda yenilerinin izlemesi ile bu yeni gök cisimi sınıfı bir kavram olarak netleşmeye başladı. Plüton’un bilimsel anlamda bu sınıfın bir üyesi olduğu gökbilim çevreleri tarafından kabul edilirken, hala bir gezegen olarak kabul edilip edilmeyeceği konusu popüler bir tartışma biçimini aldı. Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) 1999 yılında Plüton’un resmi olarak Güneş sistemi’nin dokuzuncu gezegeni kabul edildiğini ve bunun değiştirilmesinin düşünülmediğini açıklayan bir bildiri yayınlamak zorunda kaldı.

2002 yılında Plüton’un yarısı çapındaki 50000 Quaoar’ın, 2004′te ise neredeyse Plüton büyüklüğünde 90377 Sedna’nın keşfi, Plüton’un diğer Kuiper kuşağı cisimlerinden (Kuiper Belt Objects-KBO) fazla ayrıcalıklı olmadığını göstermesi bakımından önemli görüldü. 29 Temmuz 2005′de üç yeni Kuiper kuşağı cisimi daha bulunduğu açıklandı. Bunlardan 2003 UB313 adlı olanı, Plüton’dan daha büyük olması nedeni ile bazılarınca 10.cu gezegen ilan edilirken bir yandan da Plüton’un gezegen sıfatının gözden geçirilmesi tartışmaları yeniden alevlendi. amerika da yapılan araştırmalar sonucunda aslında 12 gezegen dışında dört gezegen daha keşfedilmiş. bunlar pluton dan daha büyük ve yapılan araştırmalarda bu dört gezegenin bir tanesinde yaşamsal bir belirti olabileceği söylenmektedir. yalnız dunyaya çok uzak olan bu dört gezegen nasa nın yapmış olduğu gizlia raştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmış, ve medyadan bugune kadar saklanmıştır. medyaya nasıl sızdığı bilinmemekte olup araştırmaların devam ettiği söylenmektedir.

:.. NASA’nın araştırması uykusuzluğa çare olabilir ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

NASA’nın araştırması uykusuzluğa çare olabilir

NASA’nın, astronotları Mars’ın 25 saat süren bir gününe hazırlamak amacıyla yaptığı bir araştırma, Dünya’da uykusuzluk rahatsızlığı çekenler için çare olabilir.

NASA için araştırmayı yapan bilim adamları, 25 saatlik bir Mars gününe astronotların hazırlanmaları amacıyla denekleri akşamları iki kez 45 dakika çok parlak ışığa maruz bıraktılar.

İnsanların biyolojik saatinin 23 saat 47 dakikadan 24 saat 48 dakikaya çıkabileceğini ortaya koyan araştırma, ışığın biyolojik saat için önemini gösterdi.

Araştırmanın, deneğin akşam iki kez 45 dakika canlı ışığa maruz bırakılmasıyla uyku döngüsünün uzatılabileceğini ortaya koyduğunu belirten bilim adamları, ışıkla tedavinin, saat farkı veya gece çalışma gibi uyku düzeninde bozulmaya neden olan unsurlardan ötürü uykusuzluk rahatsızlığı çekenler için yardımcı olabileceğini kaydettiler.

Araştırmaya katılan tüm denekler, Dünya’dakinden bir saat fazla olan Mars gününe, uyku düzenlerini adapte edebildiler.

:.. İnsanı YormayaN Klavye Ve Mouse Geliştirildi ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

 

Bilgisayar aksesuarları üreticisi Logitech’in yeni kablosuz masaüstü seti LX710 çok sayıda fonksiyonu ile hayatınızı kolaylaştırıyor. Kablosuz klavye üzerinde yer alan tuşlar, Voip aramalarına, fotograf düzenleme ve müzik gibi multimedia uygulamaları kısa yoldan ulaşma imkanı sunuyor.

Kablosuz klavye ve kablosuz lazer fareden oluşan bu özel seti, alıcısını USB portuna takarak dizüstülerde da kullanmak mümkün. Vista uyumlu LX710 Kablosuz Masaüstü, özel yumuşak tuş takımı ile ayrı bir rahatlık sunuyor.

Bu yeni teknolojili ürün, Logitech’in lazer fare teknolojisini güçlü sayısal fotoğraf kontrolleri ile birleştirerek, resimlerin ve diğer görüntülerin düzenleme, görüntüleme ve paylaşımını oldukça kolaylaştırıyor. Lazer izleme teknolojisi ile kullanıcılar bu düzenlemeleri piksel hassasiyetinde gerçekleştirebiliyor. Klavyede bulunan özel tuşlar sayesinde kullanıcılar favori resim uygulamalarını başlatabilir, resimleri döndürebilir, büyütüp, küçültebilirler. Klavyenin ayrıca, etkin dijital müzik navigasyonu sağlayan kullanışlı bir medya paneli de bulunuyor.

Konforu en üst seviyeye çıkarmak üzere tasarlanan klavyenin aynı zamanda kullanıcılara tercih ettikleri klavye açısını sunan, üç kademeli katlanabilir ayakları mevcut. Ürünün satış fiyatı ise 95 dolar+KDV olarak duyuruldu.

:.. Bilgisayar Korsanları Başarılı ..:

Cuma, Mayıs 18th, 2007

 

Bilgasayar korsanlarının saldırılarındaki başarı oranının arttığı bildirildi.

 

IBM kuruluşu Internet Security Systems (ISS) tarafından hazırlanan Mayıs ayı güvenlik raporuna ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Nisan 2007 döneminde bilgisayar korsanlarının saldırılarındaki başarı oranında yüzde 25,3 düzeyinde önemli bir artış olduğu belirtilerek, korsanların artık daha etkili ve klasik güvenlik önlemlerinin yetersiz kaldığı teknolojiler kullandıklarına dikkat çekildi.

Raporda dikkati çeken en önemli verinin, bilgisayar korsanlarının sistemlere erişme oranındaki ciddi artış olduğuna işaret edilen açıklamada, Nisan ayında bir önceki aya göre saldırılarda yüzde 7′lik bir artış olduğu bildirildi.

IBM ISS analistlerinin Nisan ayında 510 güvenlik tehdidini araştırdığı, virüsler, solucanlar, hedefli saldırılar üreten kötü niyetli kod yazarlarının araştırma veri tabanında önemli bir orana sahip zafiyetler olarak yer aldığı kaydedildi.

:.. ÇıldırtaN Espiriler ..:

Perşembe, Mayıs 17th, 2007

*Dün yapılan bir operasyonla Ajda Pekkan’ın alnı sonunda ensesine ulaştı.

*Bak Barbie’ciğim,sen daha TOY sun.

*Türkiye’de en demokratik olay, trafik kazaları; herkes eziliyor…

*Tüh!.. Amortiyi tek rakamla kaçırdım yine…

*Oğlum,senin zayıflaman için daha 40 fırın ekmek yemen lazım..

*Suçlu ayağa kalk!..Çocuklu bayana yer ver!..

*Daha son kullanma tarihine çok var, Yavaş iç şu meyve suyunu…

*Ödümü patlattın.. 80 yıla kadar ölürsem sebebi sensin.

*Her hakkı saklıymış. Bende de bunca Hakkı nerede diyordum.

*Maaş 250 milyon mu? Aaa başlarım böyle işe haa..

*Atı alan Üsküdar’ı geçti. Biz takibe devam ediyorum merkez. Tamam!..

*Şu çocuğu doğuramadım yaaa!..İçimde kaldı.

*Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der. Ondan sonra “Konuşan kedi” olarak çok meşhur olur.

*Kızımı ne doktorlar, ne mühendisler istedi. Bizde baktık evde kalacak,size verelim dedik, berber bey oğlum!..

*Çorbamdan kıl çıktı.. Beni kimle aldatıyosunuz garson bey?..

*Beni deniz tutar, Ali tutar, Cem tutae.. Severler beni..

*Bayram değil, seyran değil.. Allah Alah!… Bir türlü çıkartamadım sizi..

*Hava korsanı uçağı kaçıracaktı,yapamadı.. Çünkü; uçağı kaçırdı…

*Çingeneler Amerikayı nasıl okur? ABE DE..

*Rüyalar da hormonlu artık, akşam aksakallı nine gördüm…

*Avrupadan gelen soğuk hava dalgası, ülkemizi etkisi altına aldı.. Yok abi, Avrupa bizi sevmiyor işte, kabul edelim artık!..

*Uzun lafın kısası : U.L.

*Oyunu ayakta alkışladım.. Ay yok şekerim, oturacak yer yoktu…

*Cinayet masası, idam sehpası, elektrikli sandalye, ölüm döşeği… Bu ev pek tekin değil hanım.. Yürü gidelim…

*Zencinin biri denize düşerse ne olur? Tabii ki ıslanır..

*Dün kazı kazandan kaz kazandım )

*Yumurtanı sahanda mı yersin? Yoksa deplasmanda mı?

*Alfabe artık 28 harf, “O” şimdi asker! (Ultra ultra İğrenç)

*Ağrı kesicin varda, Erciyes kesicin var mı?

*Volkswagen Pass-at , Şahsi oynama !

*Oğlum Geldin mi? Hayır, daha gelmedim!

*1 , 2 , 3 TIP!.. Hayır!?! 1, 2, 3 Mühendislik !

*Hakan Şükür sahada sakatlanmış. Kim taşımış? Hakan Taşıyan…

*Sigaraya ayrı, içkiye ayrı paramı veriyorsun. Tütün kolonyası iç…

*Seni görünce gözlerim dolar, kulaklarım mark.

*Kadın hakkı diye bir şey yokur. Çünkü Hakkı erkek ismidir…

*Ağlarsa anam ağlar gerisi playback yapar…

*Kendim için bir şey istiyorsam namerdin Allah’ım anneme güzel bir gelin nasip et!! Aminnnnnn…

*Yıkanan Ton’a ne denir? Washington!

*Geçen gün bir taksi çevirdim, hala dönüyor!

*Cin Ali mavi mürekkebe düşerse ne olur? Blue Jean.

*Sen kimi kandırıyorsun, bu söylediklerine kim inanir? Kadir İnanır…

*Kitabım evde kaldı. Aaa ben kitabını evli sanıyordum!

*Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır…

*Seven unutmaz, eight unutur…

*İyi ki Italya’da doğmamışız! Neden? Çünkü İtalyan’ca bilmiyoruz!

*Sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimki de klimalı!

*Yangın dolabını açarsan ne olur? Yang kızar…

*Adamın biri yarın ölücem demış. Yarmışlar hakkaten ölmüş…

*İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar? Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.

*Köfteyle möfte arasında ne fark vardır? Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan…

*Geçen gün kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci…

*Fransızların nesi ek******? “Fran”ları tabii ki!

*Çok iyi göbek atan kazana ne denir? İyi oynayan kazansın!

*Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? Temmuz…

*Yerin kulağı war benim de kulağım war. Ben yer miyim? Hayır yemem…

*Bir adam karısını dövüyormuş, kapı calmış karısını dövmeye bırakmış, neden? Eşek sudan gelmiş.

*Tomi’nin annesi kimdir? Anatomi

*Adam bilgisayar başında uyuyakalmış. Ertesi gün nezle olmuş. Neden? Windows açık kalmış.

:.. Komik İsimLer ..:

Perşembe, Mayıs 17th, 2007

Abdülhalim Pırasa
Ahmet Mehmet Veli
Arı Balcı
Ateş Barut
Avukat Güven Kurtul
Ayşe Donsuz
Ayşe Yediçocuklu
Bora Sağnak
Cemal Paşa
Cevdet Becerir
Çetin Ceviz
Cömert Varlık
Dişhekimi Oya Bilir
Edenbulur Yılmaz
Engin Nar
Fatma Donukara
Güçlü Kuvvetli
Güler Güler
Gülhanım Ellergezer
Hacı Sırkıntı
Hakkı Kısaadam
Halim Harap
Hayati Kopya
Herkül Demirtaş
Huriye Delergeçer
İncil Tevrat
İnsaf Yıldırım
Jandarma Kızkaçıran
Jinekolog Dr. Kaya Bilir
Kadir Kıllı
Kaymak Bal
Keklik Aslan
Kibar Deli
Kibar Zorba
Kurtis Sisko
Maşallah Akgün
Muhterem Öğretmen
Muhlis Dünyagülmez
Mukaddes Çalisye
Nazım Enginar
Oktay Dolmasever
Öznur Palavracı
Parla Yan
Petek Balcı
Sabit Yürürdurmaz
Sakin Zeytin
Sanayi Horoz
Satılmış Bostan
Satılmış Dönekoğlu
Satılmış Portakal
Şehriye Pilav
Sezer Yan
Süleyman Pekyumurta
Şeyma Boynuinceoğlu
Ümit Var
Yağmur Sağnak

:.. TemBelliK Kanunları ..:

Çarşamba, Mayıs 16th, 2007
  • Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.
  • Madde 2 : Çalışmak yorar.
  • Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.
  • Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.
  • Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.
  • Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.
  • Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.
  • Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.
  • Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.
  • Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle.

Mayıs 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    Ağu »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  
Son Yorumlar
Bilgi bloğumuza hoş geldiniz.
Amacımız www.forumbilgi.net olarak sizere çeşitli sitelerden derlediğimiz bilgileri önermek ve bilgileri sizlere derlemektir.